ŞEHİR
gece dökülmüş avuçlarımdan
şarkılar devriliyor üstüme
gözümdeki kıvılcım
sessizliğe kesmiş bir ağız gibi tutuşuyor
ve sen şimdi kim bilir hangi yitik şehirlerdesin
dün eski bir balıkçı kahvesinde rastladım gözlerine
sonra çıkıp gittim
masalarda unutup gölgemi
ellerine hüzün bulaşsın bu gece
kanlı bir mektup bırakırım belki de sana
buğulu camlara yazdığın adım
destan gibi durur ay ışığında
gecikmiş bir iç burkulmasıyla
yaralı bir kuşun
son çırpınışlarını çizdim yüreğine
ve birazdan bir cigara daha yakacağım
şehr-i istanbul’un dar sokaklarında
rüzgar dağıtacak saçımı
geceye şiir karışacak
ve sen
yorgun bir plaktan dökülen
son nağmeleri duyacaksın
bir yerlerde sessiz bir çığlık kopacak
bir dal kırılıp uçuruma düşecek
o gece yosunlu bir taşa yazacağım adını
körpe bir iz kalsın senden
yoksa bu şehir yıkılır
KAHRAMAN TAZEOGLU