ZaFeR GüMüŞ
 
Advanced Search
   
 
Home Kayıt SSS Üye Listesi Kullanıcı Grupları  
 
 

ZaFeR GüMüŞ Forum Ana Sayfa KARA KARTAL 'İlk paramla anneme ev aldım !'
Önceki mesajları göster:   
      Tüm zamanlar GMT + 3.5 Saat  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap gönder

Cmt Ekm 20, 2007 11:54 am
Yazar Mesaj
!'!ZaFeR!'!
SİTE ADMİNİ
SİTE ADMİNİ


Kayıt: 22 Şub 2007
Mesajlar: 1109

Mesaj konusu: 'İlk paramla anneme ev aldım !' Alıntıyla Cevap Gönder

Beşiktaş ve Milli Takım'ın genç yıldızı Serdar Özkan, oldukça samimi açıklamalar yaptı.20 Ekim 2007 10:18Serdar Özkan, henüz yirmi yaşında, 1987 doğumlu. Beşiktaş'ın umut bağladığı isimlerin başında geliyor. Sahada 'hırçın' gözükse de masum bir yüz ifadesine sahip.

Küçük yaşta çektiği acılardan olsa gerek, daha olgun gösteriyor. 12 yaşında ablasını, 18'ine gelmeden babasını kaybetmiş. Hayatındaki en büyük dayanağı annesi. Günde 3 otobüs değiştirerek kendisini antrenmana götüren sevgi ve özveri abidesi... Serdar Özkan, çok yoksulluk çekmiş, kazandığı ilk parayla da annesine ev almış. En büyük duası, "Allah'ım sakatlık verme." Zira annesi için yapmak istediği daha çok şey var.

ŞAMPİYONLUK KUPASINI HİÇBİR ŞEYE DEĞİŞMEM

Onu, sayıları her geçen gün azalan isyan çiçeklerinden biri olarak gördüğüm için Beşiktaş muhabirimiz Temel Yirmibeşoğlu'yla birlikte Ümraniye'nin yolunu tuttum. Nevzat Demir Tesisleri, serin bir sonbahar sükünetiyle karşıladı bizi ve Serdar tam vaktinde yanımızda bitiverdi. Ekranda keyifle izlediğim 20 yaşındaki genç oyuncudan çok daha çocuksu ve masum bir yüz duruyordu karşımda. Gözleri, 70 yaşına gelse de asla büyümeyecek bir çocuk tatlılığında gülümserken, bir taraftan da hayatı, özveriyle, vefayla ve sevgiyle sırtlamış 'bir adam'ın ağırlığıyla bakıyordu yüzüme.

Üç araç değiştirme zahmetine katlanarak kendisini Küçükçekmece'den Fulya'ya idmanlara götürüp-getiren annesinden söz açıldığında gözlerinin bir başka güldüğünü gördüm Serdar'ın. Geldiği yerin o kadar farkındaydı ki..

Biz sordukça o anlattı. Kendisini, hedeflerini, hocalarını, Beşiktaş'ı ve hayata bakışını... Röportaj biter bitmez o Ertuğrul hocanın toplantısına yetişmek için koşarak yanımızdan uzaklaşırken, biz de umduğumuzu bulmanın mutluluğuyla doğanın sessizliğinden şehrin gürültüsüne doğru yola koyulduk...

En iyi altyapıya sahip kulüplerimizden Beşiktaş'ta yetiştin. İdeal bir futbol eğitimi alabildiğini düşünüyor musun?

Tam altyapı eğitimini almadan A Takım'a çıktım. 15-16 yaşında PAF takımında oynamaya başladım ve hep benden büyükler arasındaydım. Bu açıdan bakınca iyi bir eğitim aldığımı düşünüyorum. 17 yaşında başka takımlara kiralık gittim. Kiralık gittiğim takımlarda daha iyi eğitim aldım. Hem olgunlaştım hem de bireysel olarak geliştim.

Neden Beşiktaş'ı tercih ettin?

Galatasaray'ın altyapısı bize çok yakındı; ama benim aklımda, gönlümde hep Beşiktaş vardı. Babam koyu bir Beşiktaşlıydı. Beni maçlara götürürdü. Daha küçüklükten Beşiktaş sevgisi oluştu.

Ve seni idmanlara götürüp-getiren fedakar bir annen var. O süreci anlatır mısın?

Fulya'ya antrenmanlara gitmek çok zor oluyordu. Annem çok kahrımı çekti. Beni sürekli otobüsle dolmuşla antrenmana götürüp getirdi. Hatta anneme otobüste yer verirlerdi. Annem beni oturturdu. İnsanlar buna şaşırıyordu. Çok yoruluyordum ve sabah okula gideceğim. Annem bunları bildiği için bana yerini verirdi. Yorgunluktan uyuyakaldığımı biliyorum.

Peki annen için neler yapabildin bugüne kadar daha neler yapmak istiyorsun?

İlk kazandığım parayla anneme ev aldım. Allah sakatlık bela kaza vermezse daha çok şeyler yapacağım. İki tane de yeğenim var, onlar için çok şeyler yapmak istiyorum.

Bu sezon yıldızı parlayan oyuncuların başında geliyorsun. Seninle ilgili beklentilerin biraz abartıldığını düşünüyor musun?

Ben sahada bir şeyler verdim ki insanlar bunu gördü ve beklentiye girdi. Çok fazla abartıldığını düşünmüyorum. Kendine güvenen bir insanım.

Kafandaki yıldız oyuncuyu tanımlar mısın?

Yıldız oyuncu nasıl olur? Ben onu bir tek isimle tanımlayabilirim. O da Zinedine Zidane. Saha dışında da mesela kendi yemeğini kendi alması... Bir kenarda yedikten sonra herkese 'Afiyet olsun!' deyip kendi tabaklarını toparlaması. Bunlar onu farklı yapıyor. Düşünsenize bunu koskoca Zidane yapıyor. Biz yıldız değiliz yapmıyoruz. Yıldız adayı olarak Arda'nın haricinde Mehmet Güven var.

Serdar'ı tanımlamak gerekirse 'yetenekli ve çok yönlü oyuncu' diyebilir miyiz? Çok farklı mevkilerde oynayabiliyorsun.

Çok yönlü futbolcu olmak avantaj. Artık tek yönlü futbolcu kalmadı. Benim asıl mevkiim forvetin arkasıydı. Şimdi sağ kanatta, sol kanatta, ortada, bazen ikili arkasında oynuyorum.

Çalıştığın hocaların sende bıraktığı izler... Lucescu, Tigana ve Ertuğrul Sağlam, Serdar için ne anlam ifade ediyor?

Çalıştığım hocalar arasında beni ilk A Takım'a çıkaran Lucescu. Onun yeri farklı. Lucescu'nun bana söylediği şuydu: 16 yaşındasın ve kendine inanılmaz güvenin var. Sahaya çıktığında her şeyi yapabilecek güçte olduğunu gösteriyorsun. Bunu ben 30 yaşındaki futbolcuda bile görmüyorum. Tigana'nın herhalde oyun yapısına uymuyordum. Çünkü geçen sezonki Serdar'la şimdiki Serdar arasında çok fark yok. Ertuğrul hocam bana sihirli değnekle değmedi ki bunlar bir anda ortaya çıksın, ben aynı Serdar'dım. Ertuğrul hoca bana çok güvendi. Beni karşısına aldı, 'Çalıştığın sürece bu forma senin.' dedi ve o güveni bana aşıladı.

Ertuğrul Sağlam'la futbolcular olarak iletişiminiz nasıl? Bir duvar var mı arada?

5-6 yıl önce o bizim olduğumuz yerdeydi ve duygularımızı çok iyi biliyor. Bizim halimizden, bakışlarımızdan ne istediğimizi anlıyor. Neler düşündüğümüzü biz söylemeden o bize anlatıyor. En büyük artısı da budur herhalde.

Şöyle bir senaryo yazalım. Çok iyi oynuyorsun, takımı sürüklüyorsun. Böyle bir dönemde bir de bakıyorsun ki, hocan seni yedek soyundurmuş. Sebebini sorar mısın kendisine? Yoksa küser misin?

Eğer formdaysam ve oynatılmıyorsam tepkim hocaya göre değişebilir. Ertuğrul hocaya bunu soramam mesela.

Neden?

Ertuğrul hocama karşı ayrı bir sevgim saygım var. Onun adaletine güveniyorum. Beni oynatmadıysa bir sebebi var diye düşünürüm.

Peki hayallerinin neresindesin?

Daha hayallerimin başındayım diyebilirim. Öncelikle Beşiktaş'la bir şampiyonluk yaşamak, şampiyonluk kupasını bir kere kaldırıp ona dokunmak istiyorum.

"2 milyon dolar kazanmak yerine şampiyonluk kupasını kaldırmayı tercih ederim." derken anlatmaya çalıştığın bu mu?

Futbolu sadece para kazanmak için oynamıyoruz. Bir hedefiniz ve idealiniz olmalı. 2 milyon doları kazanıp harcayabilirsiniz; ama bir Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu ya da lig şampiyonluğunu bir ömür boyu yanınızda taşırsınız. Harcayamazsınız, o orada hep durur.

Tek başına takımı kurtarmak gibi 'kahramanlık' hayalleri de kurar mısın?

Tabii ki bir Maradona, bir Messi gibi takımı kurtarmak isterim. Ama bunu yapmak için eksiklerimi gidermem gerekiyor.

Marka olmak gibi ideallerin de var mı?

Her zaman söylüyorum. Beni Ronaldo'yla, Messi ile kıyaslayanlar oldu. Ben Serdar Özkan olarak Beşiktaş'a damgamı vurmak istiyorum. Bir Serdar Özkan ekolü olsun, markası olsun istiyorum.

Peki beklentiler seni sürekli final hareketi yapmaya mı zorluyor?

Topu aldığında biliyorsun ki herkes senden çok şey bekliyor. Bunu hissediyorsun. Bu yüzden basit bir hareket yapmak istemiyorsun. Ama bu doğru bir şey değil. Bazen basit oynamak, final hareketi yapmanızı sağlıyor.

Oyun içinde neye tahammül edemiyorsun?

Hakemin yanlış kararlar vermesine tahammül edemiyorum. Futbolcunun pas hatası yapması doğal. 40 bin kişinin önünde oynamaya çalışıyorsun, iki yanlış pas verince güveniniz kaybolabiliyor.

Maç bittiksen sonra o maçı bir kere de kafanda oynar mısın?

Maçları maçtan sonra değil, önce oynarım. Konsantrasyon olarak da. Maçtan sonra kafam rahat oluyor. O maç bitmiş oluyor, bir sonraki için kendimizi hazırlamaya çalışıyoruz. Eğer düşünürsem beni yoracağına inanıyorum.

Futbol dışında hayatında neler var?

Futbol dışında ailemle birlikte olmayı seviyorum. İki yeğenim var, onlarla vakit geçiriyorum. İnternete girip gazeteleri, köşe yazılarını takip ediyorum. Bir de insanları dinlemeyi seviyorum.

Spor yazarlarının eleştirilerini dikkate alıyor musun?

Hayatımda o kadar büyük acılar yaşadım ki onların yazdıklarına gülüp geçiyorum. Ben 12 yaşında ablamı kaybettim. 18 yaşında babamı kaybettim. Bu acılara dayandım, bunları göğüsledim Köşe yazarlarını eleştirileri beni hiç etkilemiyor. Gülüp geçiyorum. Beni teknik anlamda eleştiren herkese saygı duyarım; ama Türkiye'de bunu kim yapıyor size soruyorum. Benim özel hayatımı eleştiren, şımardı diyen insanlar var, benim iki ayda 17 maç oynadığımı görmüyorlar.

Şampiyonluk yarışında en avantajlı hangi takımı görüyorsun?

Şampiyonluk yarışında biz de varız. Sadece üç puan gerideyiz, bu da bir maça bakıyor. Kendimizi avantajlı görüyorum. Arada Sivas da var. Takım oyunu olarak biz iyiyiz, Galatasaray'ın oturmuş bir kadrosu var.

Maçlardan sonra Arda'yı arayıp not isterim



Serdar ve Arda... Bu ikiliyi anlatır mısın? Çalım atmayı senden mi öğrendiği doğru mu?

Arda ile biz artık kardeş gibiyiz. O benim her şeyi paylaştığım dostum. U 14 takımından beri beraberiz. Kampa gidiyorduk. İki tane yatak vardı. Biz tekli yatakta birlikte yatardık. O kadar seviyoruz birbirimizi. Ben maç alan maç kurtaran olarak görülüyordum. İki kişiyi geçip gol atıp takımı galip getiriyordum. Arda'nın da yetenekleri var, olmasa da zaten bunları yapamaz; ama çalım atmayı benden öğrendiyse ne mutlu bana.

Yunanistan maçından sonra arayıp, eksiklerini anlattın mı kendisine?

Biz her maçtan sonra birbirimizi ararız. Ben mesela her maçtan sonra Arda'yı ararım ve not vermesini isterim. Eksiklerimi söylemesini isterim. En son Ukrayna maçından sonra söyledi. Orada bir çalım atmıştım. 'Nasıl öyle bir çalım attın?' diye bana soruyordu. Yunanistan maçı sonrası ben de onu aradım. Morali çok bozuktu. Bir şey söylemedim. Ama ilerleyen günlerde onun değerlendirmesini birlikte yaparız. Ona basit oynamasını söylerim, Moldova maçında ayağında çok top tuttu.

Yunanistan maçını izlerken her yere koşup topa basmak istedim
Yunanistan maçında televizyondan izlerken neler düşündün?

Yunanistan maçını izlerken her yere koşup topa basmak istedim. O maçı ben de yaşadım. Kaybetmemizin altında futbolcular üzerinde baskı yatıyor. Malta ve Moldova'ya kaybedilen puanlar olumsuz etkiledi. Stres oldu. Takım, şehit aileleri ile ilgili yapılan kampanyadan dolayı üzerlerinde belki baskı hissetti.

Ümit Milli Takım, gayet iyi gidiyor. İyi bir jenerasyondan söz edebilir miyiz?

Ümit Milli Takım'da bizim jenerasyon çok iyi işler yapacak. Bir Avrupa şampiyonluğu kazanabiliriz. Arda var, Mehmet Sedef var, Caner, Uğur var, İbrahim Kaş var. Daha iki gün önce Ukrayna'yı yendik, grupta lideriz.

Zaman

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



(!!''YÖNETİM''!!)
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
      Back To Top  
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap gönder

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


      Back To Top  

1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
Geçiş Yap:  



Zaferez Forum Reklamları
-Nejat İşler Hayranları Burada Toplanıyor. "Nejat İşler Kulubu".. Popüler Siteler Bedava100.Net -Kişisel Web Siteleri Resimler KOMİK YAZILAR ÖZLÜ SÖZLER baştan sona kadar izle dinle İsLaM Ve İNSAN DÜNYADAN HABERLER TEKNOLOJİ HABERLERİ boncuq KÖŞE YAZILARI FIKRALAR SİZDEN GELEN ŞİİRLER ANKET SİZDEN GELEN METİNLER Tanışalım DİNİ HİKAYELER YURT İÇİ HABERLERİ Ağız Kuruması,ağız kuraklığı ŞARKI SÖZLERİ ZEKA OYUNLARI VE BİLMECELER GENEL KÜLTÜR İstekleriniz BUNLARI BİLİYORMUYDUNUZ Moderatör Başvuruları ENTERESAN KONULAR
Powered by phpBB © 2001, 2002 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu
Avalanche style by What Is Real © 2004
             


Page generation time: 0.051